OSMANLI ADLÎ MİRASININ TASFİYESİ VE CUMHURİYET HUKUK DÜZENİNİN TESİSİ: TÜRK YARGI SİSTEMİNİN YENİDEN İNŞASI (1923-1933)

Author :  

Year-Number: 2026-16/1
Language : Türkçe
Subject : Atatürk İlkeleri ve Cumhuriyet Tarihi
Number of pages: 71-90
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

Osmanlı hukuk sistemi, şer'î ve örfî hukukun birlikteliğiyle oluşan ikili bir yapı üzerine kuruluydu. Tanzimat dönemiyle başlayan modernleşme hamleleri, yargısal birliği sağlamak yerine şer'î, nizamiye ve konsolosluk mahkemelerinin bir arada bulunduğu yargısal bir çoğulculuk ortamı yaratmıştır. Lozan Barış Konferansı sürecinde kapitülasyonların tasfiyesi, yargı yetkisinin bölünemezliği ve ulusal egemenlik arasındaki bağı tescil ederek köklü bir reformu zorunlu kılmıştır.

Cumhuriyet'in ilanıyla, mevcut yasaları küçük düzeltmelerle iyileştirmek yerine kapsamlı bir yasa yapımı ve uyarlama süreci başlatılmıştır. 1926 yılında İsviçre Medeni Kanunu'nun örnek alınması, salt teknik bir kanun değişikliği olmayıp hukukun meşruiyet temelinin geleneksel dayanaklarından ayrışarak millet egemenliği, akılcılık ve laiklik ilkelerine yeniden konumlandırılmasıdır.

Bu çalışma, 1923-1933 yılları arasındaki on yıllık süreçte Türk yargı sistemindeki normatif ve kurumsal dönüşümü analiz etmektedir. 1933 tarihli adli faaliyet raporu ekseninde; mahkemelerin birleştirilmesi, hâkimlik mesleğinin profesyonelleşmesi ve hukuk eğitiminin sekülerleşmesi gibi temel dinamikler incelenmektedir. Araştırma, hukuk devriminin salt bürokratik bir modernleşme olmadığı; aksine Cumhuriyet'in modern devlet tasarımını ve siyasal kimliğini inşa eden kurucu bir bileşen olduğu tezini savunmaktadır.

Keywords

Abstract

The Ottoman legal system was built upon a dual structure formed by the coexistence of şeriat (Islamic law) and customary imperial law. The modernization efforts initiated during the Tanzimat period, rather than establishing judicial unity, produced an environment of legal pluralism in which şeriat courts, nizamiye courts, and consular courts operated simultaneously. The abolition of capitulations during the Lausanne Peace Conference formalized the link between the indivisibility of judicial authority and national sovereignty, rendering a comprehensive reform inevitable.

Following the proclamation of the Republic, a wide-ranging process of legislation and legal adaptation was initiated in place of incremental revision of existing statutes. The adoption of the Swiss Civil Code in 1926 as a principal model constituted not merely a technical legal amendment, but a fundamental repositioning of the legitimacy basis of law- departing from its traditional foundations and realigning it with the principles of national sovereignty, rationality, and secularism.

This study analyzes the normative and institutional transformation of the Turkish judicial system during the decade between 1923 and 1933. Drawing on the judicial activity report of 1933 as its primary source, it examines key dynamics including the unification of courts, the professionalization of the judiciary, and the secularization of legal education. The study argues that the legal revolution was not merely a bureaucratic modernization, but a constitutive element in the construction of the Republic's modern state design and political identity.

Keywords


                                                                                                                                                                                                        
  • Article Statistics