Bu makale, 1964-1976 döneminde Kıbrıs meselesini ABD dış politika karar alma sürecinde Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın rolü üzerinden incelemekte ve Washington’un Kıbrıs’a ilişkin değerlendirmelerinde hangi risklerin öne çıktığını, bu risklerin ne ölçüde doğru teşhis edildiğini ve istihbaratın politika yapımında nasıl işlediğini sorgulamaktadır. Kıbrıs krizine ilişkin diplomasi tarihçiliği ile ittifak siyasetine odaklanan Uluslararası İlişkiler literatürünü bir araya getiren çalışma, karşılaştırmalı vaka analizi, süreç izleme ve çok arşivli belge çözümlemesine dayanarak çözülmüş gizlilik dereceli CIA değerlendirmelerini, Foreign Relations of the United States ciltlerini, CIA FOIA kayıtlarını ve ilgili ABD resmî belgelerini birlikte incelemektedir. Makalenin temel bulgusu, CIA’nin toplumlar arası çözülme, devletler arası tırmanma, darbe ihtimali ve taksim olasılığı gibi başlıca riskleri çoğu durumda isabetli biçimde teşhis ettiğidir. Bununla birlikte, bu değerlendirmeler adadaki çatışmanın kalıcı çözümünü hedefleyen bir strateji üretmekten çok, NATO bütünlüğünü korumayı önceleyen bir politika hiyerarşisi içinde işlev kazanmıştır. Bu nedenle makale, Kıbrıs örneğinin basit bir istihbarat başarısızlığından ziyade, doğru ve zamanında uyarının ittifak kısıtları altında seçici biçimde politikaya yansıtıldığı bir vaka olarak anlaşılması gerektiğini savunmaktadır.
This article examines the Cyprus issue between 1964 and 1976 through the role of the Central Intelligence Agency in U.S. foreign policy decision making. It bridges diplomatic histories of the Cyprus crisis and International Relations scholarship on alliance politics by analyzing how intelligence assessment, crisis management, and alliance preservation interacted in Washington’s response to recurrent Greek-Turkish escalation. Methodologically, the study combines comparative case analysis, process tracing, and source triangulation across declassified CIA assessments, Foreign Relations of the United States volumes, CIA FOIA records, and related U.S. government documents. It argues that the CIA identified the central risks of the crisis with considerable accuracy, including intercommunal breakdown, interstate escalation, the possibility of a coup, and the prospect of partition. However, these assessments were repeatedly incorporated into a policy framework oriented primarily toward preserving NATO cohesion rather than resolving the conflict on the island. A comparative reading of Greece and Turkey further shows that U.S. policymakers managed the crisis asymmetrically according to each ally’s perceived domestic vulnerability, strategic utility, and coercive leverage. The article concludes that even accurate intelligence may fail to avert adverse outcomes when alliance management takes precedence over local constitutional order and conflict resolution.